çocukların inanılmaz dünyası

PSİKOMOTOR GELİŞİM

7/3/2009 · Kategori: Psikomotor gelisim

TEMEL BİLGİLER

Psikomotor (motor) gelişim bireyin, doğum öncesi dönemden baş­layarak yaşam boyu süren, harekete ilişkin davranışlarında meydana gelen değişmeleri inceler. Bu süreci anlayabilmek, öncelikle onu etkile­yen faktörleri bilmek, ilkeleri kavramak ve gelişimin diğer boyutları ile etkileşimini görmekle olasıdır. Bu nedenle birinci bölüm temel bilgilerin aktarılmasına ayrılmıştır.

Temel Kavramlar

Zaman zaman eş anlamlı gibi kullanılan büyüme ve gelişme söz­cükleri gerçekte birbirinden farklı kavramlardır. Gelişim, büyüme, olgun­laşma, hazırbulunuşluk ve öğrenme kavramlarını içermektedir. Yapısal artışı dile getiren büyüme bedende gerçekleşen sayısal değişimleri içerir (kilo-boy artışı, beden oranlarındaki değişimler, vb.). Büyüme genellikle olgunlaşma ile eş anlamlı olarak kullanılır. Gerçekte, bu iki terimin ifade ettikleri aynı şeyler değildir. Büyüme nicelikte adım, adım gözlenebilen değişikliğe karşıt gelir. Bu değişimlerin bir nedeni olgunlaşma olabilir, fakat olgunlaşma değişimi sağlayan tek neden değildir. İnsan, döllenme­den başlayarak yaşamının farklı dönemlerinde bazen hızlı, bazen yavaş bir büyüme gösterir. Büyümenin biyolojik süreci çocuğun gelişiminde yer alan değişmelerin yapısal temellerini oluşturur (Jersild, 1968).

Olgunlaşma, kişinin daha yüksek düzeyde işlev göstermesini sağla­yacak niceliksel değişimleri içerir (Gallahue, 1982a). Olgunlaşma, bireyin kalıtım ve çevre koşulları arasındaki etkileşim sonucu belirgin olgunluk düzeylerine ulaşmasını sağlayan biyolojik değişimler olarak, tanımlanabileceği gibi; organizmanın temelindeki gizil güçlerin göreve hazır duruma ulaşması olarak da tanımlanabilir (Başaran, 1980; Gallahue, 1982a). Birey olgunluk  düzeyine bağlı olarak daha önce yapamadıklarını yapabil­meye, öğrenemediklerini öğrenebilmeye başlar. Olgunlaşma, görünüm hızı değişebilen fakat sırası değişmeyen bir süreç olarak tanımlanır. Örne­ğin, bebeğin yürümeyi öğrenme; yaşı ve geçirdiği evreler olgunlaşmanın etkisi ile ortaya çıkar. Yürümenin gelişimindeki evrelerin görünüm sırası çevresel faktörlerden etkilenmezken gelişim hızı öğrenme ve deneyimler­den etkilenir. Çocuk belli bir olgunluk düzeyinde, öğrenmeye hazır oldu­ğu için daha önceki dönemlerde belirli becerileri öğretmek için yapılan girişimler verimsizdir. Bir başka deyişle çocuk, yürüme olgunluğuna eriş­meden yürüyemez, konuşma olgunluğuna ulaşmadan konuşamaz.

Olgunlaşma, gelişimin birçok yönünde temel etmen olmakla birlik­te tek başına yeterli değildir. Yeteneklerini kullanmak, becerilerini geliş­tirmek için çocuğun büyüme ve olgunlaşmasının yanı sıra öğrenmeye de gereksinimi vardır. Öğrenme, bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu oluşan kalıcı davranış değişmeleridir. Psikologlar öğrenmenin varlığını genel olarak aşağıdaki ölçütlere dayalı olarak incelemektedirler (Fidan, 1986): Davranışlarda değişme olmalıdır. Davranışlardaki değişme kalıcı olmalıdır.

Davranışlarda değişme bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu (bir ya­şantı, deneyim ürünü) olmalıdır.

Gelişim İlkeleri

Yapılan araştırmalar gelişimin tüm bireyler için ortak olan temel il­kelerinin saptanmasını sağlamıştır (Jersild, 1968; Hurlock, 1978; Başa­ran, 1980; Zaichkowsky ve diğerleri, 1980; Gallahue, 1982a). Gelişimin genel niteliğini belirleyen bu ükelerden motor gelişim ile ilgili olanları aşağıda sıralanmıştır.                      

1. Gelişim, kalıtım-çevre etkileşiminin bir ürünüdür. Kalıtım bire­yin ana babasından getirdiği gizilgüçleri anlatır. Bu gizilgüçlerin üst dü­zeyi kalıtsal olarak belirlenir. Bu düzeye ulaşma derecesini ise çeşitli çevre koşulları saptar.

2.  Gelişim derece, derecece süreklidir. Gelişim bazen hızlı yavaş olmak üzere yaşam boyu sürer. İnsan gelişimini dönemlere ayırmak olası­dır. Gelişimin en hızlı olduğu iki dönem yaşamın ilk iki yılını kapsayan bebeklik dönemi ile ergenlik dönemidir.

3.  Gelişim bütün bireyler için aynı olan belirgin, sıralı, basit ve il­kelden, zor ve karmaşığa doğru bir evrim gösterir.

4. Gelişimin motor, bilişsel, duygusal, toplumsal boyutları birbirin­den soyutlanamaz, etkileşim halindedirler.

5. Gelişim, birikimli bir süreçtir. Çocuğun belirli dönemlerde belirli gelişim düzeylerine ulaşması gerekir. Aksi halde bir sonraki dönemdeki gelişim aksar.

6.  Gelişim, baştan-ayağa (cephalocaudal) ve merkezden-dışa (pro-ximodistal) bir yön izler. Bebeğin sırayla boyun, gövde kaslarını kontrol edebilmesi baştan-ayağa gelişime; bilek, el, parmak kaslarından önce gövde kaslarını kontrol edebilmesi ise merkezden dışa gelişime örnek olarak verilebilir.

7. Gelişim bütünden özele bir yön izler. Bebeğin hareketleri başlan­gıçta bütünsel ve farklılaşmamıştır. Başlangıçta, önünde duran nesneyi avucunun tümünü kullanarak yakalamaya çalışan bebek, yaşı ilerledikçe parmaklarını ve başparmağını yakalama için kullanmaya başlar. Bunda sinir sisteminin, özellikle beynin gelişip olgunlaşmasının rolü büyüktür.

8. Gelişimde bireysel farklılıklar söz konusudur. Her bireyin kendine özgü bir gelişim biçimi vardır. Bir başka deyişle, gelişim bireyseldir. Geli­şim süreci içinde tüm bireyler aynı gelişim aşamalarından geçer. Örneğin, çocuklar önce emekler, yürür sonra koşar. Ancak bireylerin gelişim hızla­rı ve bu davranışları başarmak için geçirdikleri süre farklıdır. Bu nedenle bireysel farklılıklara göre farklı eğitimin verilmesi zorunluluğu ortaya çık­maktadır.

Gelişimin Boyutları

İnsan davranışının bazı alanlara sınıflandırılması ilk olarak Bloom (1964), Bloom ve diğerleri (1956) tarafından eğitimsel amaçlan tanımlama çalışmaları sonucunda yapılmıştır. Davranışın bilişsel, duygusal, top­lumsal ve psikomotor boyutlara ayırımı, ne yazık ki insan gelişimi ve öğ­renmede bu yönlerin birbirlerinden bağımsız olarak algılanmasına neden olmuştur. İnsan davranışları, konuyla ilgili çalışma ve tartışmalara kolaylık sağlamak amacıyla birbirlerinden ayrı boyutlara ayrılmış olsa da, gelişi­min bütün boyutlarının birbirleriyle sıkı bir etkileşim gösterdiği, bu ayrı­mın yalnızca ilgili çalışmalara açıklık, kolaylık sağlamak amacıyla yapıl­dığı unutulmamalıdır. Gelişimin farklı boyutlarını açıklamaya yönelik gelişim  kuramları  vardır. Bu kuramlar insan organizması hakkındaki ger­çeklere dayanarak gelişimsel modeller oluştururlar. Böylece kuramlar gerçeklerin düzenlenmesi ve yoğunlaştırılması ile açıklayıcı bir rol oynar­lar. Ayrıca gelecek olayları kestirme olanağı tanırlar. Gelişim psikoloji­sinde var olan kuramlardan herhangi birinin herkes tarafından kabul görmesi olası değildir.   Gelişimin bütünlüğü düşünüldüğünde,   her bir kuramın gelişimin farklı boyutlarını açıklamaya yönelik olması kuramları bir anlamda eksik kılar. Ancak, gelişim kuramlarının açıkladığı boyutlar gelişimin birbirini tamamlayan parçalandır. Kuramlar arası ilişkiyi kura­bilmek kişiye belli bir bakış açısı kazandıracaktır. Bu kitapta da temel amaç motor gelişimi incelemek olmakla birlikte boyutlar arası etkileşim göz ardı edilmemeye çalışılmıştır.

Psikomotor Gelişim

Fiziksel gelişim, bedenin ağırlıkça anması ve boyca uzamasının ya­nında bedeni oluşturan tüm alt sistemlerin de büyümesini ve olgunlaşma­sını içerir. Bireyin sağlıklı olması, tüm alt sistemleri ile birlikte bedenin sağlıklı gelişmesine ve işlevlerini gereğince yapmasına bağlıdır. Fiziksel gelişini, bireyin, bedensel yapısı, sinir - kas işlevlerindeki değişim ve den­gelenme süreci ile ilgilidir Motor gelişim ise bireyin, organlarının işleyi­şini denetim altına almada gösterdiği becerikliliğin artmasıdır. Motor gelişimde duyum, sinir-kas sistemleri eşgüdüm içinde çalışırlar.  Duyumla­rın gelişimi duyu organlarının görme, işitme, dokunma, tat, koku, ısı, acı gibi duyumları yeterli düzeyde alabilme gücüne ulaşmasıdır. Motor hare­ketlerin tümünde bedenin birkaç kısmı birlikte ve eşgüdüm halinde çalış­mak durumundadır. Bu eşgüdümün gelişimi, bedenin olgunluğuna ve alıştırmalara bağlıdır. Her motor hareket belirli bir güce gereksinim duyar. Gücün artması kemiklerin, kasların büyümesi, belli oranların deği­şimi, kısaca bedensel gelişim ile sıkı sıkıya bağlantılı olduğu için genel­likle fiziksel gelişim ve motor gelişin birlikte incelenir. Motor gelişim bütün yaşam boyunca devam eden bir süreçtir; fiziksel değişim ve motor becerilerin kazanılması, dengelenmesi ve azalması sürecidir. Çeşitli sınıflandırmalar olmakla birlikte, motor gelişim, fiziksel yeteneklerin gelişimi ve hareket yeteneklerinin gelişimi olarak incelenebilir. Fiziksel beceriler, motor görevleri uygulayabilme kapasitesi ile ilgilidir ve fiziksel uygunlu­ğun çeşitli bileşenlerinden oluşur (kas kuvveti, dayanıklılık, kalp-dolaşım sistemi dayanıklılığı, esneklik vb). Hareket becerileri (sürat, çeviklik, denge, koordinasyon, güç) ise çeşitli hareket kategorilerini sınıflandırmak için kullanılan geniş anlamlı bir terimdir.

Bilişsel Gelişim

Bilişsel gelişim terimi, bilgiyi, belleği, akıl yürütmeyi, sorun çözme­yi, kavramları ve düşünmeyi; bir başka deyişle öğrenmeyi ve anlamayı içe­ren zihinsel etkinliklerin gelişimini kapsar (Yavıızer, 1992). Kişinin dav­ranışlarını anlatan genel ve geniş bir kavramdır. Gelişimi anlayabilmek için zihnin işlevlerini tanımak gereklidir. Öğrenme, iş yapabilme, uyum, dil gelişimi, algısal gelişim, kavram geliştirme, sorun çözme yeteneğinin gelişimi, yaratıcılığın gelişimi bu işlevlerden bazılarıdır. Piaget zihinsel gelişimin niteliksel evreleri ile ilgili bir kuram geliştirmiştir. Bu kuramda zihinsel gelişimi dört büyük döneme ayırarak incelemektedir (Günçe, 1973). Bu dönemlere ilişkin bilgiler Tablo 1'de sunulmuştur.

Duygusal Gelişim

 Duygu, dış ya da iç çevreden gelen etkilerin, bireyde haz ya da elem türünden izlenimler yaratması olarak tanımlanabilir (Başaran, 1980). Birey bazı duygusal davranış biçimleriyle birlikte dünyaya gelir. Duygusal gelişim olgunlaşma ve öğrenme sonucu oluşur (Yavuzer, 1992). Bu nedenle farklı olgunluk düzeyindeki bireyler arasında duygusal açıdan da farklılıklar vardır. Kişi çevresiyle etkileşimi sırasında az veya çok haz ve elem yönünde bir duygunun içindedir. Başaran (1980), duygulan üç bölüm altında toplamaktadır. Bunlar:

1.  Saldırgan davranışlara yönelten duygular: Öfke, kıskançlık, nef­ret, düşmanlık gibi,

2.  Yasaklayıcı ve savunucu davranışlara yönelten duygular: Korku, üzüntü, sıkıntı, hüzün, keder, bıkkınlık ve şiddetten korkma gibi,

3.  Sevindirici davranışlara yönelten duygular: Sevgi, şefkat, mutlu­luk, haz, zevk ve merak duyma gibi.

Pek çok duygu okulöncesi çağda gelişir. Okula başladıktan sonra ergenliğe kadar duygu biçimlerinin giderek arttığı ve farklılaştığı görülür. Gelişim süreci içinde duygusal tepkilerin nedenleri de farklılık gösterir. Örneğin, ilk çocukluk döneminde öfke güncel olaylarla ilgili çatışmalar­dan doğarken, ergenlik döneminde öfkenin nedenlerinin başında toplum­sal etkenler gelir (Yavuzer, 1992).

Toplumsal Gelişim

Kişinin kendi çevresi veya kültürü içinde yaşayanlar gibi davran­mayı öğrenmesi toplumsal gelişimin sonucudur. Kişi, bütün yaşamı bo­yunca toplum içinde yaşamak zorundadır. Bireyin başkalarıyla iyi ilişki­ler kurmasında, toplumsal kurallara uymasında, sorumluluk yüklene­bilmesinde, başkalarına yardım etmesinde, haklarını kullanabilme inde toplumsal gelişimin etkisi vardır. Toplumsal gelişim "kişinin sosyal uyarıcıya, özellikle grup yaşamının baskı ve zorluklarına karşı duyarlık geliş­tirmesi, grubunda ya da kültüründe başkalarıyla geçinebilmesi, onlar gibi davranabilmesidir" (Yavuzer, 1992, s.49).

Gelişim Dönemleri

Gelişimi dönemlere ayırarak incelemek, pratik nedenlerle gereklidir. Genelde doğum öncesi ve doğum sonrası olmak üzere iki ana dönemde in­celenen gelişim, aşamaların kolay anlaşılabilmesi için bazı alt evrelere de ayrılır. Bazı bilim adamlarının gelişimi incelerken ele aldıkları dönemler aşağıda verilmiştir.

Gelişimi, belirli dönemlerde üstlenilmesi ve başarılması gereken bir dizi görev olarak ele alan Havighurst (1972) altı temel gelişim dönemin­den söz etmekte ve bunları:

Bebeklik ve İlk Çocukluk Dönemi (Doğum-5 yaş) Orta Çocukluk Dönemi (6-12 yaş) Ergenlik Dönemi (13-18 yaş) İlk Yetişkinlik Dönemi (19-29 yaş)

Son Olgunluk Dönemi (61 yaş ve yukarısı) olarak adlandır­maktadır.

Gelişimi Etkileyen Faktörler

Gelişim kalıtım ve çevre arasındaki etkileşimin ürünüdür. Çocuğun gelişimi, önemli derecede onu dünyaya getiren ilk hücre tarafından belir­lenir. Çocuğun kalıtsal yetenek ve sınırlılıklarını göz önüne alıp, kapasi­tesinin üzerinde beklentilerden kaçınmak gerekir. Kalıtım ve çevre et­menleri arasındaki etkileşim aslında doğumdan, önce başlamaktadır. Genotip ve fenotip kavramları, insan yapısında açığa vurulan ve vurulma­yan özellikleri belirtmek için kullanılır. Genotip kavramına bir kişinin ka­lıtımsal yapısını meydana getiren bütün elemanlar yani tüm genetik dona­nımı girer. Fenotip ise kişinin açığa vurulmuş tüm nitelik ve özelliklerini kapsar ve kişinin kalıtımsal güçlerinin hangi ölçüde ve ne dereceye kadar gerçekleştiğini belirtir. Kişinin fenotipi: 1) ana rahmine düştüğünde döl­lenmiş yumurtadaki kromozom, genler ve gen dizilimleri 2) bu elemanlar arasındaki etkileşim (baskın genlerin zayıf genler üzerindeki baskısı veya birden çok gen faktörünün işe karışması) 3) doğumdan önce ve sonra çevrenin etkisinin ürünüdür (Jersild, 1968).

Gelişimi İnceleme Yöntemleri

Gelişimin incelenmesinde yöntem, uzmanlar için her zaman sorun olmuştur. Her yaş düzeyindeki tüm davranış biçimlerini inceleyen tek bir yöntemden söz etmek mümkün değildir. Dolayısıyla insan davranışlarını incelerken farklı yöntemlerden yararlanmak gerekir.

Boylamsal ve kesitsel yaklaşım davranışı incelemede temel iki yöntemdir. Motor gelişim araştırmaları, motor davranışlarda zaman süreci içerisinde meydana gelen değişiklikleri incelemeyi amaçladığından boylamsal çalışmalar pek çok açıdan daha uygun gibi görünmektedir. (Gallahue, 1982a).

Gelişimi İncelemenin Önemi

Bireye evde, okulda, oyun alanında, spor tesisinde bir şeyler öğretilecekse gelişimin temel süreçlerini anlamak gerekmektedir. Bireyi anlamak için yalnızca kişisel deneyimler yeterli değildir. Bilimsel veriler bu anlayışın temelini oluşturmalıdır. Çocuğun bilişsel, duygusal, toplumsal, motor boyutlarda hangi yaşta neleri yapabileceği, neleri yapamayacağı bilinmelidir. Kısaca bireyin hazır olup olmadığının bilinmesi, belirli zihinsel, duygusal, toplumsal ve motor becerilerin ne zaman öğretilebileceğinin bir göstergesidir. Bireyin gelişim yönünün bilinmesi ne tür zihinsel, duygu sal, toplumsal ve motor deneyimlerin onun gelişimini zenginleştireceği konusunda doğru kararlar alınmasında yardımcı olur.

Yukarıda belirtilen yaşa bağlı davranışların anlaşılmasının yanısıra, gelişimsel olarak kızlarla erkekler arasındaki zihinsel, toplumsal ve motor becerilerin kazanılmasındaki farklılıkların bilinmesi de aynı derecede önem taşır. Cinsiyet farklılıklarından haberdar olmak uygun öğrenme de­neyimlerinin hazırlanmasında yardımcı olacaktır.

Bireyi bir bütün olarak tanımak motor, bilişsel, toplumsal, duygusal özelliklerin tümünün cinsiyete ve yaşa göre anlaşılması konusunda yarar sağlamakla kalmayacak aynı zamanda bunların nasıl öğretileceği konu­sunda da yardımcı olacaktır. (Aşçı Hülya, Gökmen Hülya, Karagül Tozsu, syf: 1,5)

Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

free counter
free counter